Make your own free website on Tripod.com

sayı 7-8

AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ: KÜRESEL BARIŞ İÇİN SON UMUT…

PAZAR PAYI SAFSATASI

ŞU "KONUŞMA…" DA OLMASA!

BERBERDE

HUKUKUN HUKUKSUZLAŞTIRILMASI

GELENEKSEL KÜLTÜREL DEĞERLERİN YENİDEN YÜKSELİŞİ ÜZERİNE

BİREY OLMAK-AŞIK OLMAK

KIBRIS SORUNU

İDEOLOJİK BİR TERCİH

UZAYLILAR ÖZGÜR MÜ?

LAİKLİK VE LAİSİZİM ÜZERİNE



ANASAYFA

e@mail

 

Hukukun Hukuksuzlaştırılması

 Cüneyt DİLER

Taha Akyol'un deyimiyle “Egesellerin son temsilcisi” Vural Savaş Fazilet Partisi’nin kapatılması ile ilgili hazırlamış olduğu paranoya dolu esas hakkında mütalasında liberallere de yer vermiş ve Alman şair Heine'in arkasına sığınarak "Şeytana inanmazlar, ama şeytanın en yakın dostları onlardır." gibi ifadelerde bulunmuşlar, bizleri "cehenneme giden yol un taşları" şeklinde tasvir etmişler. Kendisi devlet yönetimi ile ilgili herhangi bir sorumluluğa sahip olmasa idi söylediklerini gülmeye değer bile bulmazdım. Ama bir devlet adamına,özellikle bir hukukçuya yakışmayan ufuksuz,ufuksuz olduğu kadar da sığ ve ağır paranoya kokan beyanlarını endişe ile izliyorum. Önce Refah Partisi, şimdi de Fazilet Partisi’nin kapatılması için mahkemeye sunduğu gerekçelerinden olan millî irade düşmanlığını asıl kendisinin yaptığını düşünüyorum. 2000'e çok az kala üst düzey bir hukuk adamının hukuk diye hukuksuzluğu savunan görüşlerine bakıp Türkiye adına tarifi imkansız hâyâl kırıklıkları yaşıyorum. Şair Bedri Rahmi'nin deyimiyle "Oğlum Mernuş sen treni kaçırmış bir milletin evladısın." sözünün kaderci ve kabullenici tanımlamasının içine sığamıyorum. Refah ve Fazilet Partisi’nin kapatılması amacıyla açmış olduğu davalarda verdiği eseas hakkında mütalaların dilini de 1930'lu yılların diktatörlerinin kullandığı yüksek edep dili ile(!) tıpatıp aynı görüyorum. Liberal edep ve uslup ile kendisine birkaç soru sormak istiyorum:

1-Devletin anayasa aracılığı ile siyasî partilere sağladığı güvenlik ve özgürlük teminatı naylon bir teminat mı?

2-Demokratik ülkelerde etnik ve dinî kökene dayalı siyasal organizasyonlar yok mu? Onlar neden kapatılmıyor?

3-Demokrasinin bir yönetim şekli olmaktan çok, bir kültür olarak yerleştiği ülkelerde demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan siyasî partilerin asırlık ömürlere sahip olduğunu(İngiliz İşci Partisi’nin 120 yılık bir geçmişi vardır...)görüyoruz. Demokrasinin sağlığı siyasî partilerin ömürleriyle doğru orantılı değil midir?

4-Anayasanın siyasî partileri düzenleyen kanunlarına program ve tüzük bazında uygunluk gösteren bir siyasî partiyi subjektif sanılar ileri sürerek kapatmakla neyi amaçlıyorsunuz?

5-Hukuk'a objektiflik esasına uygun olmayan sokak lisanını anımsatan tanımlamalar ekleyerek nereye varmak istiyorsunuz?

6-Laik hukuk literatüründe "Şeytanın dosları", "Genelev kadınları", "satanistler"v.b dinî, imanî, ahlâkî değerlendirme öğelerinin işi nedir?

7-Siz evrensel değerleri, çağdaş ve objektif hukuk kurallarını esas alan fikri hür, vicdanı ve irfanı hür bir üst düzey hukuk uygulayıcısı mı, yoksa bir ideolojinin demagogu musunuz?

8-İnsanların küçük bir köy haline gelen dünyada artık bilimin ve iletişimin gücü sayesinde hiçbir ideolojik yapılanma ve yasaklamalara razı ve taraf olmadığını kimsenin önce beynine sonra da diline zincir vuramayacağınızı bilmiyor musunuz?

9-Sivil toplumun en berrak ve dinamik gücünü oluşturan gerek iç barış ve adalette ve gerekse dış politikada görgülü, bilgili, entellektüel kişiliği ile kare çizgisini ve ufkunu 2000'li yılların güçlü Türkiye'sine bağlamış, insan hakları ve temel hürriyetler konusunda her zaman hassas ve şaşmaz teraziye sahip olan, bu memleketi ve insanlarını sözde değil gerçekten gönülden seven, bu sevginin kutsallığını miting meydanlarında populist bir kaç kıymetsiz kelimeye kurban etmekten özellikle kaçınan liberal aydınlara hangi mantık ve vicdanla bu tip ifadeleri uygun gördünüz. Yüreğiniz sızlamıyor mu sayın başsavcı? Buna rağmen komuşun sayın başsavcı sizin de konuşma hakkınızı savunuyoruz.

KONUŞUN Kİ HERKES SİZİ GÖRSÜN…