Make your own free website on Tripod.com

sayı 7-8

AVRUPA GÜVENLİK VE İŞBİRLİĞİ ÖRGÜTÜ: KÜRESEL BARIŞ İÇİN SON UMUT…

PAZAR PAYI SAFSATASI

ŞU "KONUŞMA…" DA OLMASA!

BERBERDE

HUKUKUN HUKUKSUZLAŞTIRILMASI

GELENEKSEL KÜLTÜREL DEĞERLERİN YENİDEN YÜKSELİŞİ ÜZERİNE

BİREY OLMAK-AŞIK OLMAK

KIBRIS SORUNU

İDEOLOJİK BİR TERCİH

UZAYLILAR ÖZGÜR MÜ?

LAİKLİK VE LAİSİZİM ÜZERİNE



ANASAYFA

e@mail

 

Şu “Konuşma…” da Olmasa!

 Abbas YAŞABASMAZ

 Erken kalkan yol alır. Ben de henüz herkes uyurken arkadaşlara bir çift mesaj yazayım dedim. Bakın şimdi aranızda anlayışlı arkadaşlarımız çoğunlukta ama işte bir Cennet, Bekir gibi safterunlar da var. Şimdi ben adım gibi biliyorum bunlar Yargıtay Başkanı’nın konuşmasını tv’den seyreder etmez sokaklara dökülüp kendileri gibi zıpçıktılarla beraber “Yaşasın Hürriyet, Yaşasın İstiklal, Yaşasın Meşrutiyet” deyu bağırıp ahaliyi kendilerine güldürmüşlerdir. Lütfen söyleyin, sair zaman aylarca ortalıkta görünmeyen bu arkadaşlar konuşmanın ertesi günü erkenden damlamadı mı? Allah bilir etraflarına topladıkları gruba Türkiye’nin bu konuşmadan sonra asla eskisi gibi olamayacağını falan da söylemişlerdir. Hatta basınımızın güzide yazarlarını konuşmayı eleştirdikleri için yerden yere de vurmuşlardır. Hatta hatta devletin başındakileri duyarsızlıkla da suçlamışlardır. Yani bunlar yaşanmadı mı söyleyin Allah aşkına. Ben bu bir kısım arkadaşları uzun zamandır tanırım. Kendilerinden hayır geleceğini bilsem taa buralara kaçıp gelmezdim. Öyle ya gül gibi memleket niye bırakıp gideyim? Hayır “konuşmanın uzun vadede etkileri olabilir, ileride tarihî bir dönüm noktası olarak da anılabilir” deseler katılacağım. Ben de hikmet bulup “hangi vadede görünür bu etkiler?” gibisinden sorular sorabileceğim. Ama nerde onlarda böyle anlayış. İlla ortalığı velveleye verecekler. Zaten Asayiş Şubesi’nde yedikleri dayaklar ve özgün işkence deneyimleri bile böylelerinin aklını başına getiremedikten başka vatandaşın vergisini de ziyan etmekte, asıl işte bu yönüyle memlekette huzursuzluk baş göstermekte. Devlet de işte bu yüzden işkencecileri affediyor. Bir işkenceci kolay mı yetişiyor, vergi gelirlerinin ne kadarı bu yolda sarf ediliyor sorarım sizlere? Hem bir gün gelecek işkence yapacak kimse kalmayacak, o zaman bu arkadaşları eğiteceğiz biz. Hepsi veteriner, insan haklar savunucusu avukat, Afrika’da doktor, Unicef gönüllüsü, AKUT mensubu olacak. Neyse, Keynes ne güzel demiş “In the long run we are all dead”

Bu konuşmanın kısa vadede etkileri ne olabilir derseniz en güzel ipucunu sayın Ecevit’in konuşmadan hemen sonra yaptığı açıklamada bulursunuz. Ne diyor hazret: “Bu konuşma üzerinde kamuoyu (veya toplum dedi) oturup derinlemesine düşünmek zorundadır” Elifi elifine böyle değil ama buna benzer birşey. Bak bak bak. Yani konuşmadan asıl hicap duyması gerekenler, yani bu ülkeyi kırk yıldır yönetenler ve onların yeni kopyaları, takipçileri utanmayacak, ders çıkarmayacak, toplantı üstüne toplantı yapmayacak, yeniler de bu ayıpları temizlemek için sabahlara kadar çalışıp mevcut anayasayı düzeltmeyecek ama ne olacakmış? Halk düşünecekmiş. Yani, top

yine taca atıldı. Demek istiyor ki: “Bunlarla siz uğraşın. Bu konuda askerlerden hem henüz bir görüş duymadık, ne yapacağımızı bilmiyoruz, hem de biz zamanında düşündük taşındık bu sistemi kurduk. Ehh memnunuz da. Eeee boşuna tekrar mesai harcamanın ne faydası var? Düşünülecekse siz düşünün kardeşim. Bakalım düşüne düşüne nereye kadar gideceksiniz? Hayır, bende üstün bir sezgi yeteneği, anlayış kabiliyeti falan yok. Bahsi geçen arkadaşlar da dinlemesini bilseler fark edecekler Ecevit’in ne dediğini. Ama yok. Onların dünyası şu Amerikan filmlerindeki tv’den haber alan insan gibi: Esas oğlan eve gelir, tv’yi açar. Rastlantı bu ya tam o sırada kendisini de ilgilendiren bir haber geçmektedir. Yavv bir dakika önce aç ya da haberin sonuna yetiş, yok. Tam o anda açar tv’yi, haberi tümüyle izler, haber bitince de hemen tv’yi kapatır; hepsi bu kadar. Cemiyette başka neler oluyor? Hangi futbolcuya hangi türkü yakışır, bugün kimler cinnet geçirip ailesini doğradı, sanatçılarımız bugün sanatlarının neresini açtılar bir merak eder insan. Ehh takdir edersiniz böyle olunca da anlayış çıtası biraz aşağıda kalıyor ister istemez. Mesela arkadaşın biri de derginin geçen sayılarında birine hicivli bir yazı yazmış. Güya güldürürken düşündürecek “hakketten yavv” diyecek Cumbaba. “Şu yazıyı MGK’ da okuyayım, bakalım hem havayı dağıtmış oluruz hem de komutanlar yeni bir ‘açılım’ yaratırlar.” ( bu açılım lafının içerdiği anlama çok kıl oluyorum). Ertuğrul Özkök başlık atacak yazısına “Demokrasimizde Yeni ‘Açılım’! Komutanların gözünden gülerken dökülen yaşlar demokrasimizin yeni güllerine hayat verdi”. Yok böyle bir şey.

Bahis konusu konuşmayı herkes dinledi. Ama bence sadece biz anladık. Kendin çal, kendin dinle. Basını takip edin. Kim ne diyor bakın. Akıllı uslu eleştirenlerin %80’i tanıdık. Bu tip eleştirilerin ve destek yazılarının hepsi unutulur. Zordur akılda tutmak soyuta yakın, derin fikirleri. Bir süre sonra akıllarda sadece Fethullah Gülen bağlantısı ve “ anayasa meşru değilse sen necisin” vecizesi kalır. Belki yıllar sonra şöyle satırlar okuruz: “Bir zamanlar da Fethullahçı bir yargıtay başkanı kendi meşruiyetinin kaynağı olan anayasayı gayri meşru ilan ettiydi”

Vesselam. Böyle konuşmaları anlayabilecek insanları çoğaltmaya çalışan, kavramların oturmasına sebep olan dergi çalışanlarını ve fikir babalarını çok takdir ediyorum. Sağolsunlar.