Make your own free website on Tripod.com

sayı 5-6

Ekonomik Özgürlük Kavramı

Barış Manço'yıu Düşünürken

Sinema

"Sivil özgürlük" süz "Siyasal Özgürlük"! Olur mu?

Bülbül

Kadın ve Taciz

Nefes alacağınız son oksijende tükenirken

Vahşetin Belgeseli

Ne Yapacağını Bilememek

Türkiyenin Konumu

Haymatlos

Yalancı Masumiyet

Hangi laiklik

E-Deneme


ANASAYFA

e@mail

 

NE YAPACAĞINI BİLEMEMEK

Barış ÇİÇEK

İşte bana en çok koyan şey… Hayatım boyunca hep ne yapacağımı bildim. En ufak işten en büyüğüne kadar. Hiç kararsız kalmadım. Ama dört senedir durum değişti. 1995’in baharından bu güne kadar ne yapacağımı bilmiyorum. Düşünüyorum düşünüyorum hâlâ bulamadım. İşte bana en çok koyan da bu. Ne yapacağımı bilmemek…

1995’in sıcak bir bahar günü, arkadaşım sordu, “ÖYS’de nereyi yazacaksın?” O güne kadar şöylecene oturup düşünmediğim konu sonunda gelip beni bulmuştu. O günden sonra ne zaman gelecekle ilgili konuşulsa, ne zaman üniversitelerin puanlarına göz gezdirsem aklıma hep bu soru geldi. Ben büyüyünce ne olacağım?

Yavaş yavaş kafamda oluşturmaya başladım. Düşündüm taşındım. Ya endüstri mühendisi ya da mimar olacaktım. Ama hâlâ emin değildim. Bunlar kötülerin iyisiydi. Kötüler de diğer mühendisliklerdi.

Lisede fen sınıfında okumuştum, dersanede fen dersleri alıyordum. Ama sanki fenle ilgili birşey yapmak istemiyordum. Halbuki lisede fen sınıfını ben seçmiştim. O yılları düşünmeye çalıştım. Lise 1’in sonuydu. Müdür yardımcımız bize fen, türkçe ya da sosyal bölümlerinden birini seçip bir haftaya kadar bildirmemizi söylemişti. O hafta bu konuyu ailemle konuştum mu, konuşmadım mı pek hatırlamıyorum. Konuştuysam da galiba istediğim sınıfı seç demişlerdi. Pek hatırlamıyorum. O yıl hem türkçe hem sosyal hem de fen dersleri almıştık. Seçmece karpuzlar gibi. Türkçe dersine gelen hocadan da konulardan da nefret etmiştim. Çok yalaka tipli sinir bir kadındı, anlattıkları da mefailün failatün gibi şeylerdi. Türkçeden nefret ettim. Ama nereden bilirdim… Neyse sonra anlatırım.

Aslında sosyal derslerinde de fen derslerindeki kadar başarılıydım. Türkçe dersinde kompozisyon olayı olmasa onda da başarılıydım. Ama kompozisyon yazmak resmen bir işkenceydi ve ben Türkçeye de hocalarına da hep kıl oldum. Neyse Lise 2 geldi ve ben fen sınıfını seçmiştim. Çünkü fen sınıflarında Türkçe dersi yoktu. Sosyal sınıflarına da matematiğe kafası basmayanlar gitmişti. O yüzden sosyal sınıflarını da düşünemezdim, çünkü ben de feni seçen arkadaşlarım kadar zekiydim.

Ama ne yazık ki günler günleri, haftalar haftaları, aylar da ayları kovaladıkça kafam karışmaya başladı. Kimya ne iğrenç bir dersti, fizik de cabası. Ama biyolojiyi seviyordum. Matematikte ise diğer arkadaşlarım gibi başarılı değildim. O günlerin kakara kikirisinde bu konuları fazla düşünmedim, iki yıl geçti ve arkadaşımın o kritik soruyu sorduğu sıcak bahar gününe geldik. ÖYS’de nereyi yazacaksın? Hava sıcaktı. Hâlâ işin gırgırındaydık. Ama arkadaşım sordu. Nereyi yazacaksın? Hava hâlâ sıcaktı. Dersane sınıfındaydık. Üzerimde kot pantolon ve tişört vardı…