Make your own free website on Tripod.com

sayı 4

Feodal Zengin ve Gerçek Burjuvazi

Türkiyede Anayasal gelişmeler

Demokrasinin imkansızlığının İmkansızlığı

Kurtuluş Özel Eğitimde

Bir Mucizeyi Beklerken

İlaçta Patent Tartışması

İlaçta Patent Tartışması(2)

Demokratik İşbölümü

En Ateşli Liberal

Sistem Düşüncesi

Çocukların Zararlarından kurtulma yolları

Barter

Devlet ve İnsan

Türban ve İnsan hakları

Piyasa Reformları Avrupa Futbolunu Geliştiriyor

Özel Sektör, Yapı Kredi ve Faşizim

Kayıp Kadınlar Üstüne

Bilmece


ANASAYFA

e@mail

 

İLAÇTA PATENT TARTIŞMASI (I)

Oğuz Kağan ŞAHİN

 

Türkiye 1 Ocak 1999’dan itibaren yepyeni bir döneme girdi. Yeni yılla ve yaklaşan seçimlerle tazelenen umutlar, ülkemiz insanları için mutlu bir dönemin başlangıcı olabilir. Ancak bu yeni dönemde hiç de umutlu olmayan insanlarımız da var. Aslında çoğumuz onları pek tanımıyoruz. Gerek yazılı gerek görsel medyada fazla yer almıyorlar. Ama yaptıkları çalışmalar ve üretimleri hepimiz için hayati önem taşıyor. Bu insanlar Türkiye İlaç Sanayi (TİS) çalışanları. İşçisiyle, yönetimiyle gelecek onlar için oldukça belirsiz. Evet, Türkiye 1 Ocak 1999’da sadece yeni bir yıla girmedi; ilaçta patent uygulamasının başlamasıyla birlikte TİS açısından karanlık bir döneme adım atıyor

Aslında ilaçta patent uygulamasına geçiş kaçınılmaz. Türkiye imzaladığı uluslararası anlaşmalarla bunu yıllar öncesinden kabul etmişti. Ancak ülkemizde araştırma ve geliştirme çalışmalarının yeterli düzeyde olmadığını ve araştırma geliştirme faaliyetlerinde finansman ve bilim adamı sıkıntısının çekildiğini bilmekteyiz. Bugün yeni bir ilacın keşfi ve kullanıma girmesi için 10-12 yıllık bir çalışma ve beşyüzmilyon Amerikan dolarına yakın bir harcama gerekiyor. TİS’nin geçen yılki cirosunun bir milyar beşyüz milyon dolar düzeyinde olduğunu düşünürsek böyle bir maliyetin altından kalkmasının mümkün olmadığını görürüz. Zaten dünyada sadece bir kaç ülke yeni ilaçlar geliştirebilecek düzeydedir. O ülkelerde dahi büyük firmalar birleşerek araştırma geliştirmeye daha geniş kaynaklar ayırmaya çalışmaktadır. Son bir kaç yıl içinde Ciba-Geigy ve Sandoz gibi iki dev firmanın birleşmesi (No- vartis),Glaxo, Pfizer gibi firmaların birleşme yolları araması temelde bu nedene dayanmaktadır. İşte böyle bir ortamda Türkiye’nin henüz keşfedilmiş ve koruma altına alınacak bir ilacı yokken patente geçişte bu kadar aceleci olması anlamsızdır. Zaten Türkiye Akka Antlaşması’nı ilk imzaladığında patente geçiş tarihini 1 Ocak 2005 olarak belirlemiştir. Ama nedense tam hükümet bunalımlarının yaşandığı bir ortamda bir gece ansızın toplanan Bakanlar Kurulu bu tarihin 1 Ocak 1999’a çekilmesini öngören kanun hükmünde bir kararname çıkarmıştır. Hatta kararname bu toplantıya katılamayan bakanlara gece yarısı evleri dolaşılmak suretiyle imzalatılmış ve amiyane tabirle çaktırmadan yürürlüğe sokulmuştur. Muhakkak ki, bu kararın alınmasında ilaçta patente geçilmesi halinde korunacak ve bu işten kâr edecek olan çok uluslu firmaların ve tekellerin etkisi olmuştur. Bu ülkeyi yönetenler ne yazık ki yine halkın çıkarlarını düşünmektense bazı politik oyunlar ve hatta maddi menfaatlerle bu kararı almışlardır.

Peki, ilaçta patente geçişle birlikte ne olacak? Halkımız ve ilaç sanayimiz bu yeni dönemden nasıl etkilenecek? Öncelikle TİS’nin üretimi sıfır noktasına yaklaşacak. Çünkü bir ilacı sadece patentine sahip bir firmanın üretim hakkı vardır. Sadece ham maddeleri ilaca dönüştüren ülkemiz sanayinin daha önce de belirtildiği gibi patentli bir ilacı bulunmadığı için hemen hemen hiç bir ilacı üretmeye hakkı olmayacaktır. Bugün hepimizin kullandığı ilaçların yüzde doksandan fazlası ithal edilecek ve ilaç fiyatları inanılmaz oranlarda yükselecektir. Tabi ki bunun yükü vatandaşa ve Türkiye’de en büyük ilaç alıcısı durumunda olan devlete binecektir. Yani yine vergi veren halk bunun bedelini ödeyecektir. Bu arada üretimi duran pek çok firma iflas noktasına gelecek ve binlerce insan işinden olacaktır. Tüm bu tablo size fazla kötümser gelebilir. Ama önlem alınmadan patent uygulamasına geçilirse olacaklar tümüyle budur. Peki ne tür önlemler alınabilir? Öncelikle Türk ilaç ve ilaç hammaddesi teknolojisinin güçlenmesi, gelişmesi ve ilaç endüstrisinin uluslararası firmalara karşı direnebilmesi için ilaç ve ilaç hammaddeleri ile bunların üretim metodlarının en az 2005 yılına kadar patent kapsamı dışında tutulması ve yeterli sermaye birikimine olanak sağlanması gerekmektedir. Ayrıca ekonomik teşviklerle yatırımlarını ve dışa açılma gayretlerini henüz başlatmış bulunan TİS’nin gelişimi sağlanabilir. En azından bu önlemleri almak ilaç gibi hayati önem taşıyan bir konuda bizi tamamiyle dışarıya bağımlı olmaktan kurtaracaktır. Eğer ilaç sanayimizi korumazsak herhangi bir nedenle uluslararsı toplumdan dışlandığımız bir durumda ağır bedeller ödeyebiliriz. Bugün Irak’ın düştüğü duruma düşebiliriz. Ülkemizin de Kıbrıs sorunu ya da insan hakları ihlalleri gibi bir sebeple ambargolara maruz kalabileceğini unutmamalıyız. Bu nedenle TİS’nin en azından bir süre daha patent kapsamı dışında tutulması Türkiye’nin ekonomik ve sosyal menfaatlerinin korunması açısından şarttır.